Derneğimizi taşıdık…!!

23 Mar

Derneğimizi Çağlar işhanına taşıdık…Tüm arkadaşlarımıza duyurulur… Yeni adresimiz; Moğoltay Mahallesi,Günel Sokak Çağlar İşhanı Zemin Kat No:2 TUNCELİ

Gece Gündüz Dersim

8 Eyl

Dersim

Gündüzleri Dersim’de hayat normal akıyor.Herkes işinde gücünde.Gençler kafelerde,su kıyılarında ve Palavra Meydanında.Görünürde her şey normal bu şehirde ama sadece gündüzleri.

Geceleri ise tamamen farklı bir atmosfere bürünüyor bu şehir.Hastanenin acil servisi geceleri yaralılarla dolup taşıyor.Bir günah şehrine dönüyor geceleri bu şehir adeta.Gençler arasında çıkan kavgalar,uyuşturucu kullanımı,fuhuş geceleri ortaya çıkan şeylerden sadece birkaçı.

Peki bir şehrin gecesi gündüzünden bu kadar farklı olabilir mi?Eğer bahsettiğimiz yer Dersim ise olur.Burası sosyokültürel ve ekonomik açıdan büyük uçurumların bulunduğu bir şehir ve eğitim kalitesi diğer şehirlere oranla düşük.Bu sorunların önüne geçebilecek en iyi çözüm ise okullarda verilen eğitimlerin kalitesinin yükseltilmesidir.Eğitim kalitesi yükseltildiği zaman bu sorunların hepsi otomatikman çözülecektir.

Gönüllülük Kavramı Üzerine…

8 Eyl

Gönüllülük nedir?

Gönüllülük; bireylerin sorumluluk anlayışıyla, çıkar gözetmeksizin bilgi, zaman, beceri, deneyim ve kaynaklarını -kendi özgür iradeleriyle- bir sivil toplum kuruluşunun amacı doğrultusunda kullanmalarıdır. Toplumumuzda sivil toplum kuruluşlarında çalışanlar gönüllü olarak algılanmaktadır. Zira gönüllü olarak çalışma esası, sivil toplum kuruluşlarının var oluşunun temel unsurlarındandır.

Gönüllülük kişinin canı istediği zaman kuruma gelip çalışması, faaliyetlere katılması değildir. Bilakis taşın altına elini sokması ve bunun sorumluluğunu sürdürebilmesi gereklidir. Bu durum kişinin kendisine olan saygısının bir yansımasıdır. Kendine saygı duyan bir birey, gönüllü olacağını taahhüt ettiği kuruma karşı da saygı duyar ve kendinden bekleneni yerine getirir.

Kişiler niçin gönüllü olurlar?
Kişiler bir sivil toplum kuruluşunda sürekli olarak (tam zamanlı veya yarı zamanlı) ya da belirli projelere katılmak suretiyle gönüllü olarak faaliyet göstermektedir. Kişilerin gönüllü faaliyetlere katılımı, onların birtakım beklentilerinin/amaçlarının karşılanmasıyla doğru orantılıdır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Kişi, kendisine sosyal bir çevre edinmek, inandığı bir çalışmayı veya kuruluşu desteklemek istemekte; ilgili STK’da yapılan işleri eğlenceli bulmakta ve dolayısıyla orada bulunmaktan zevk almaktadır. Bunların yanı sıra, yeni beceriler kazanmak ya da var olan becerilerini ilgili kurumda kullanmak suretiyle korumak; kendisinde var olan birtakım yetenekleri başkalarıyla paylaşmak; kendisini ihtiyaç duyulan birisi olarak görmek ve bir problemin çözümüne yardımcı olmak; içinde bulunduğu sosyal çevrede önemli ve popüler birisi olmak; yeni bir arkadaş ve dost çevresi edinmek istemektedir. Sosyal gereksinimlerden olan aidiyet duygusunu yaşamak ihtiyacındadır…

Kişiler niçin gönüllü olmazlar?
Kişilerin niçin gönüllü olmadığını bilmek, onların niçin gönüllü olmak istediğini bilmekten daha önemlidir. Bu nedenlerden en çok karşılaşılanlar sıralanacak olursa; kişi, sorumluluk almak ya da kendini bir yere bağımlı hissetmek istememektedir, kendisine gönüllülük teklifi gelmemiştir, yapabileceği bir şeylerin olduğuna inanmamaktadır, daha önce kötü deneyimleri olmuştur, beklentileri karşılanamamıştır, yaptığı iş küçümsenmiştir ya da tatsız bir şekilde ayrılmıştır, halihazırda çokça sorumluluk altındadır, yapılan faaliyetlerin sıkıcı bir iş olduğunu düşünür, özgüven eksikliğinden dolayı böyle bir işe kalkışmaz, halihazırda çalıştığı işine engel teşkil edeceğini düşünür, kişinin bir “gönüllü olma” anlayışı yoktur veya böyle bir alışkanlık/gelenek çevresinde/ailesinde yoktur, ek masraf yapacağından çekinir ve bu masrafları gözünde büyütür.

Kişilerin bir kurumda gönüllü olarak çalışırken yaşadığı bazı durumlar vardır ki bunlar pratikte genellikle dile getirilmez. Bunlar, bazen kişinin o kurumdan uzaklaşmasına bazen de tüm gönüllü işlerden kopmasına zemin hazırlar. Bu durumların tespit edilmesi ve çözüme kavuşturulması hem kişilerin kurumdan kopmamasını sağlar, hem de belki çözümü çok basit olan bir problemin gözden kaçırılarak tekrar etmesini önleyici olabilir.

Kişinin beklentileri ile kurumun beklentileri özdeşleştirilememiştir ve böylelikle kişi, beklentilerinin karşılanmadığı hissine kapılarak düş kırıklığına uğramıştır. Bu kişi, becerisine uygun işlerde görevlendirilmemiş, bu konuda herhangi bir destek de görmemiş ya da kendisinden yapabileceğinden daha fazla iş istenmiştir. Bu durumda kişiler bazen görevinin gerektirdiği yetenekleri kendisinde göremeyince içlerinde bir eziklik duyabilmektedirler.

Veya kişilerin kurumda yüklendiği sorumluluk seviyesi, kendisinin istediği seviyede olmamıştır; ya daha az ya da daha çok olmuştur. Söz gelimi, etrafını kontrol etmekten hoşlanan ve kendini böyle güvende hisseden kişi kontrol etme ihtiyacını giderememiş ve hatta kontrol altına alındığı hissine kapılmış olabilir.

Ayrıca yönetim yapısının hantal oluşu ya da böyle bir yapının hiç gözükmeyişi, kişiyi rahatsız etmiş olabilir. Bunların yanında diğer gönüllü ve profesyonel çalışanlarla olan ilişkilerinde yaşadığı aksamalar kişinin kurumun gönüllüsü olmaktan vazgeçmesine, daha da öte tüm gönüllü faaliyetlerden uzaklaşmasına sebep olabilmektedir.

Bazı kaynaklarda “insanlarla beraber iş yapma” olarak tanımlanan yöneticilik; kâr amaçlı olsun veya olmasın tüm organizasyonların en kritik ve en zor işidir. Sivil toplum kuruluşları içinse bu zorluk daha da artmaktadır. Zira bu tip kuruluşlarda insanlardan öte gönülleri yönetmek işin içine girmektedir.

Kurumlar ancak kaynakları kadar güçlüdür ve bir STK’nın en önemli kaynağı gönüllülerdir. Bazen bir gönüllü, kurumu ileri taşıyabilecek bir potansiyele sahip olmasına rağmen yeterli ilgiyi göremeyince motivasyon kaybına uğrayabilmekte ve ümitsizliğe kapılabilmektedir. Yöneticilerin özellikle bunlara dikkat etmesi gerekmektedir. Ne gönüllü uğruna kurum hedeflerinden sapmalı ne de hedefler uğruna kişiler kurumdan uzaklaştırılmalıdır.

Gençlerin Uyuşturucu Sorunu Üzerine Kısa Bir Deneme

7 Eyl

Esrar Gençlik sadece biyolojik bir evre olmanın çok ötesinde psikolojik bir bakış,bir ruh halidir.Bir algılayış,bir okuyuş tarzıdır.
Gençlik biyolojik olarak çocukluktan çıkıp olgunluğa ulaşıncaya kadar geçirdiği dönem olarak tanımlanabilir.Bu dönemde her şey gençlerin için farklı bir anlam kazanır.Dünyaya farklı bir gözle bakarlar.Fazlaca sorunları vardır gençlerin.Kimi zaman ailevi sorunlar kimi zaman arkadaş çevresi gençleri uyuşturucu kullanmaya iten sebeplerdendir.
Yapılan araştırmalarda uyuşturucu kullanan gençlerde sorun genelde aile ilişkileridir.Konuşmayan,paylaşıma kapalı ve duygusal ihtiyaçların karşılanamadığı ailelerde gençler bir boşluğa düşebiliyor ve bunalıma girebiliyor.Biraz da arkadaş ortamına bağlı olarak uyuşturucu kullanmaya başlayabiliyorlar.Bir çok genç duygusal ihtiyaçlarını karşıladığını düşündüğü için uyuşturucu kullanıyor.Ancak uyuşturucu gençlerin düştüğü duygusal boşluğu git gide arttırarak daha kötü bir hale getiriyor.
Aileler çocuklarının uyuşturucu kullandığını öğrendikleri zaman çeşitli yerlere tedavi olması(bağımlılıktan kurtulması) için gönderiyor fakat ‘Benim çocuğum neden uyuşturucu kullanıyor?’ diye sormuyorlar kendilerine.Tedavide önemlidir ama altta yatan sorunları öğrenmek ve bu sorunlara bir çözüm bulmak daha önemlidir.Unutmayın bağımlılığı tedavi edecek tek ilaç ‘sevgi’dir…

Son Yıllarda Yaşanan İntihar Olaylarına Bir Yenisi Daha Eklendi…

4 Eyl

04.09.2011 Dersim’de bugün öğlene doğru yine bir intihar olayı yaşandı.Bu intiharları irdelediğimiz zaman ortaya çıkan sonuçlar dehşet verici olarak adlandırabilir.

Başta depresyon, alkol, madde bağımlılığı, çeşitli ruhsal hastalıklar olmak üzere, çocukluk ve yetişkinlik dönemlerine ait örseleyici yaşantılar, olumsuz aile içi ilişkiler, sosyal dışlanmışlık, toplumsal dayanışmada yaşanan erozyon, ekonomik sorunlar, kayıplar, umutsuzluk , göç gibi sosyal etkenler vb. intihar nedenleri arasında en çok sayılanlardır. Yine intiharların ve intihar girişimlerinin özellikle genç nüfusta (15-35 yaş arası) daha çok görüldüğü ulusal ve uluslar arası araştırmalarca ortaya konulmuştur.

Yapılan araştırmalar dünyanın her yerinde neredeyse benzer nedenlere dayalı intihar vakaları yaşandığı gerçeği Tunceli/Dersimde de değişmemiş görünmektedir. Nitekim Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü ve Devlet Hastanesi verileri de bu durumu doğrulamaktadır. Devlet Hastanesi ve İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre Tunceli’de intihar nedenleri arasında aile içi sorunlar başta olmak üzere, kişisel, psikolojik, yakınını kaybetme, başarısızlık, göç, yalnızlık, aşağılanma, ekonomik başarısızlık, namus meselesi, bunalım , karşı cinsle yaşanan sorunlar en çok görülenlerdir.

Bu intiharların sayısal değerlerine baktığımız zaman ise 2005 yılında 24′ü kadın olmak üzere 50 kişi intihar girişiminde bulunmuşken 2009 yılında bu sayı iki katına çıkmıştır ve 67′si kadın olmak üzere 100 kişi intihar etme girişiminde bulunmuştur.Dersim’de 2010 yılı ilk 6 aylık dönemde önceki yıllarla kıyaslandığında intihar vakalarında ciddi bir artışın olduğu görülür. Önceki yıllarda pek nadir görülen intiharların son yıllarda yüksek seyretmesi ilde önemli sosyal problemlerin varlığına işarettir. Yani ilin sosyal, siyasal, kültürel, inançsal ve değersel, ekonomik..vb. gibi genel nitelikteki ortak paydalarında önemli bir eksen kayması sürecinden geçildiği gerçekliği söz konusu. Bu nedenle kamu ve diğer muhatap kurum ve kuruluşlar ilde intihar olaylarını doğru okumak ve ona göre çözüm önerilerini geliştirmek istiyorlarsa, bu noktalara oldukça dikkat etmeleri gerekmektedir…

Kurs Kayıtlarımız Başlamıştır

8 Ağu

Tıram Gençlik Kültür Sanat Derneğinin Düzenlemekte olduğu Kurslar Başlamıştır. Kurslarımız Gitar, Keman, Nefesli Çalgılar ve Fotografçılık Kursu Olarak Belirlenmiştir. Kurslara KAtılmak İsteyen Arkadaşlar 0536 501 81 61 numaralı Telefondan Yada Moğoltay Mahallesi/Cumhuriyet Caddesi/Garanti Bankası Üstü/ KAt 4 Adresine Bizzat Başvurabilirler

DERSİM GENÇLİK ŞÖLENİ

8 Ağu

Dersim’deki Gençlik Festivaline Kaos GL de katıldı. Kaos GL, Dersim’deki festivalde bir atölye düzenledi ve dergilerini tanıttı.

Tıram Gençlik Kültür Sanat Derneği ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın düzenlediği “Gençlik Şöleni” Adalılar’ın konseriyle (16 Temmuz) son buldu.

Dersim’deki Gençlik Festivaline Kaos GL de katıldı. Kaos GL, Dersim’deki festivalde bir atölye düzenledi ve dergilerini tanıttı.

İsveç Alevi Federasyonu ve Olof Palme Vakfının katkıları ile gerçekleştirilen festivalde ritim, grafiti, müzik, heykel, resim, fanzin gibi atölye çalışmaları da yapıldı.

Diyarbakır’dan ÇEÇA’nın (Çocuklar Aynı Çatı Altında), TOG, İstanbul Bili Üniversitesi Gençlik Çalışmalarından Kısa Dalga ile Kaos GL’nin de katıldığı festival Dersim’de ilk gençlik festivali oldu. Kaos GL’nin kendini ve yayınlarını tanıttığı atölye çok ilgi gördü.

İstanbul, Mersin, Ankara, Diyarbakır, Urfa, Bursa’dan gelen gençlerin katıldığı festival 13 Temmuz’da Dersim Tarihinin anlatıldığı belgesel film gösterimi ve tanışma ile başladı, çevre ilçelere geziler ve Cemevi ziyareti ve sohbeti ile devam etti.
Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur’un gözelerine yapılan ziyaret festivale ayrı bir hava kattı.

Tıram Gençlik Kültür Sanat Derneği, Tunceli’de gençlerin sosyal ve kültürel alanlarda kendilerini ifade edebilmeleri; istekleri doğrultusunda çalışmalar yapabilmeleri amacıyla kurulmuş bir gençlik derneği.

Tıram GapGenç’te Fotoğraflarını Sergiliyor

7 May

Tıram’dan 10 arkadaşımız bu sene üçüncüsü Gaziantep’te düzenlenen GapGenç Festivali’ne katılıyor. Festival 6 Mayıs 2001 tarihinde başlıyor ve 9 Mayıs 2011 tarihinde sona eriyor. Daha önce Bilgi Üniversitesi Gençlik Birimi Kısa Dalga ile yaptığımız görüşmede Gapgenç’te ortak bir sergi açma kararı almıştık. Mahalle teması altında biz Dersim’i onlarda İstanbul’u fotoğraflarla Gapgenç’e taşıdılar. Bu çalışmanın devamının gelmesini umuyor arkadaşlarımıza iyi eğlenceler diliyoruz.

Tıram ve Çaça’dan Ortak Çalısma

11 Nis

08.04.2011’de Çaça ekibinden 7 arkadaşımız Tunceli’ye geldi ve nasıl çocuk çalışmaları yapabiliriz, çocuklarla çalışırken nelere dikkat etmeliyiz v.b. birçok konuda bize bilgi verdiler. Çalışmanın ilk günü Tıram’ı ve Çaça’yı konuştuk. Genel olarak bu 3 günlük etkinliğimizde neyi nasıl yaparızı ve bu konudaki düşüncelerimizi tartıştık. Ayrıca çok güzel oyunlar oynadık. İkinci gün atölyeler gerçekleşti. Resim, ebru, heykel, oyun, batik ve yüz boyama atölyelerinde gerçekten çok şey öğrendik. Öğretici yanını bir kenara bırakırsak müthiş keyif verici atölyelerdi. Biz hepsine katılmaya fırsat bulabildik ve çalışmanın son günü bu atölyelerden oluşan bir şenlik hazırladık. Çocuklara öğrendiğimiz atölyeleri hazırladık ve onlarında katılımıyla çok güzel bir etkinlik yapmış olduk. Bu öğrendiklerimizle gelecekte de daha fazla çocukla yine böyle güzel atölyeler yapabileceğiz. Bize böyle yararlı ve eğlenceli şeyler öğretip aynı zamanda keyifli zaman geçirmemizi sağlayan Çaça grubuna çok teşekkür ederiz.

Seda ŞEKER

Tıram – Çaça

11 Nis

08.04.2011 tarihinde başlayan ve 11.04.2011 tarihinde biten Tıram ve Çaça’nın ortak çalışmasından görüntüler :)

Seda ŞEKER

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.